9 Mart 2015 Pazartesi

Kuzu göbekli, tarhun otlu yumurta





Yok böyle bir mantar tadı... Tam şu haftalarda pazarların gözdesi " kuzu göbeği " yanında da yine şu sıralarda yıldız " tarhun otu ".


Bu iki güzellik yumurta ile buluşuyor ve;

* 1 demet tarhun otu
* 150 gr. kuzu göbeği
* 4 tane yumurta
* 1 tane orta boy patates
* 2 sap taze soğan
* Bir tatlı kaşığı sarı hardal tohumu
* Bir yemek kaşığı zeytin yağı
* 80 gr. tulum peyniri
* tuz ve kara biber


Kuzu göbeklerini yıkamadan, sadece havlu peçete ile sildikten sonra bir parmak kalınlığında kesiyorum. Tarhun otlarını yıkadıktan sonra kalın saplarını elimle alıp iri iri koparıyorum. Patatesin kabuklarını soyup rendeliyorum. Taze soğanı yıkayıp ince ince dilimliyorum. 3 tane yumurtayı bir kaseye kırıyorum,  diğerini kırmadan bekletiyorum.



Kızgın tavaya zeytin yağını koyup mantarları, sarı hardal tohumları ile soteliyorum ve tavanın kenarına topluyorum. Tarhun otlarını atıp 3-5 dakika çeviriyorum. Patatesleri ekliyorum. Tavanın dibi tutmasın diye ateşi kısıyorum. Hepsini harmanlıyorum. Patatesler yumuşadıktan sonra taze soğanları, tuz ve kara biberi ekliyorum, karıştırıyorum. Tulum peynirlerini tavaya aralıklarla yayıyorum. Kırdığım yumurtaları da ardından kaşığımla yer açarak ekliyorum. Son yumurtayı da tavanın ortasına bütün olarak kırıyorum , kapağı kapatıyorum.


5-10 dakika sonra ağzınıza alacağınız her lokma bir şölen olacaktır. Pazarlar bu tadlarla şenlenirken siz de yararlanın derim.



Afiyet olsun.



Kuzu göbeklerini fırında ya da makinede kurutarak saklayabilirsiniz. Kuruduktan sonra aynen şöyle görünüyorlar



bilginize...

2 Mart 2015 Pazartesi

taze sarımsaklı pesto





Bu sarımsaklar birazdan bambaşka bir görüntü sunacaklar. Kokusu ve tadı kıcacık bir işlemden sonra böylesi nasıl değişir ? Şöyle olur:

* bir demet taze sarımsak (ince ince doğranıp, yıkanmış )
* 4 yemek kaşığı zeytin yağı
* tuz

                                                                     



Hepsini ince kıyıcıdan geçiriyorum. Tuzunu kontrol ediyorum. Temiz bir kavanoza yerleştirip, 6 ay buzdolabımda saklayabiliyorum.



Salata soslarında, et yemeklerinde, çorbalarda,  (en sevdiğim)  kızarmış ekmek üzerine biraz labne peyniri ile servis ediyorum.



Not: Aynı pestoyu aşağıda fotoğrafını gördüğünüz "körmen" ya da sarımsak otu ile de yapabilirsiniz.


Bu otların tam zamanıdır şimdi, afiyet olsun.

24 Şubat 2015 Salı

kestaneli-çikolatalı kek (gateau choco-chataigne)







Yemeğe doyamayacağınız bir kek bu kestaneli kek. Üstelik unsuz, yağsız. Kasım ayında yayınladığım "kestane püresi" ni denediyseniz ve halen yarım kavanozunuz mevcut ise buyrun...


* 150 gr. kestane püresi
* 150 gr. kuvertür çikolata
* 4 yumurta
* 100 gr. esmer şeker
* 100 gr. badem tozu
* 30 gr. mısır nişastası
* bir tutam tuz
* bir kahve kaşığı limon suyu



Fırını 170 dereceye getiriyorum. 20 cm.lik kek kalıbımı fırın kağıdı ile kaplıyorum. Çikolataları bain-marie usulü eritiyorum. Esmer şeker ve yumurta sarılarını karışım beyazlaşıncaya kadar çırpıyorum.


Yumurta beyazlarına tuz ve limon suyunu ekledikten sonra çırpma teli ile kar topu elde edinceye kadar çırpıyorum.


Yumurta sarıları ve esmer şekerleri çırptığım karışıma sırasıyla;  kestane püresini, badem tozlarını, nişastayı ve erittiğim çikolatayı da ekleyip karıştırıyorum. Kar haline getirdiğim yumurta beyazlarını da yavaşça bu karışıma ekliyorum ve spatula ile karıştırıyorum. Karışımı önceden hazırladığım kalıba döküp 45 dakika pişiriyorum.



Keki 1 gün önceden yaparsanız, kestanenin tadını çok daha iyi alırsınız. Hele çikolata ile karışınca...


Afiyet olsun.





17 Şubat 2015 Salı

Midye Graten (moules gratinées)







Okulumuz İmse' nin en sevdiğim derslerine gelmiş bulunuyoruz. Balıklar, böcekler, kalamarlar, taratorlar, lar, ler... Sizlere sınıftan sesleneceğim bugün.


Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz  midyelerle "midye graten" yapıyoruz ilk olarak. Vereceğim ölçülerle, protein değerleri yüksek olan bu midyelerden 5-6 tane hazırlayabilirsiniz.



* 1 diş sarımsak (ezilmiş)
* 2 dilim tost ekmeği (kenarları alınmış)
* 1 yemek kaşığı permesan peyniri
* 2 yemek kaşığı krema
* 2 yemek kaşığı zeytinyağı
* tuz ve kara biber

* 2 yemek kaşığı ince doğranmış maydanoz (dekor için)
* 1 yemek kaşığı tuz (dekor için)

Tüm malzemeleri karıştırıyor, ekmekleri iyice eziyoruz ve yukarıdaki fotoğraftaki gibi bir karışım elde ediyoruz.


Bu karışımı, bol sudan geçirdiğimiz midyelerin üzerine sürüyoruz.


Sürme işlemleri bitince, midyeleri fırına koyacağımız tepsimizin üzerine tuz yayıp (midyeler düzgün dursun diye) midyeleri üzerine yerleştiriyoruz.



Önceden ısıttığımız 200 derecelik fırında 20 dakika kızartıyoruz .


Fırından çıkartıyoruz, üzerine incecik doğradığımız maydanozları serpiştiriyoruz. Dilerseniz midyelerinizin düzgün durması için servis tabağınıza da tuz serpebilirsiniz.


Afiyet olsun.



10 Şubat 2015 Salı

Paskalya Çöreği







Beyaz un, şeker, tuz, maya... hamur işlerinin iyice demode olduğu şu günlerde bizim Cécile ' in en çok sevdiği  Paskalya Çöreğinin en çabuk, en şaşmaz tarifini veriyorum şimdi.

* 260 gr. un
* 105 ml. su
* 13 gr. maya
* 65 gr. şeker
* 65 gr. tereyağ (oda sıcaklığında)
* 1 adet yumurta
* 1 çay kaşığı vanilya (1 vanilya çubuğunu 1 su bardağı votka ile en az 3 hafta bekletmiştim, ağzı kapalı bir kavanozda. Sonra da istenilen tüm vanilyalı tariflerimde  kullanıyorum).
* Yarım çay bardağı file badem
* 1 adet yumurta sarısı üzerine sürmek için


Önce unu ve şekeri, sonra tereyağı , çok az suda yumuşattığım mayayı karıştırıyorum, su ve yumurtayı ekleyip pürüzsüz bir hamur yapıyorum. Un az gelince biraz daha ekliyorum.


Karıştırırken böylesi güzellikler ortaya çıkıyor.


Yaptığım hamuru 3 eşit parçaya bölüyorum.


   Bu eşit parçalı hamurların her birini ince şeritler haline getiriyorum.  



Başlıyorum örgüye... Örgü işimi bitirince hamuru bu şekilde yarım saat oda sıcaklığında dinlendiriyorum. Parmağımla hamura bastığımda hamur hemen geri geliyorsa  işlem tamam demektir. 




Yumurtanın sarısını kıvrımlarına da güzelce yedirerek sürüyorum ve file bademleri de üzerine serpiştiriyorum. Fırınımın tel ızgarasına fırın kağıdı yerleştiriyorum, çöreğimi de üzerine koyup , önceden kızdırdığım 175 derecede  20 dakika pişiriyorum. 



Ortamınızı öyle sıcacık bir çörek kokusu saracak ki  hiç yokken birdenbire gülümseyeceksiniz. 
Afiyet olsun.









                                                      


3 Şubat 2015 Salı

Çikolatalı bombalar







Çikolata ! Seviyoruz, hastasıyız... Çikolatanın efsane dünyasına girmek ayrı bir bilgi ve ustalık işidir. Ama ben bugün sadece şu gördüğünüz şekilsiz topları ısırabilmek için üstü kapalı bir tarif deniyorum, biraz karmaşık gelebilir, sakın çekinmeyin, deneyin!

* 120 gr.süt kreması
* 25 gr. kakao yağı (aktarda bulursunuz)


* 250 gr. sütlü kuvertür çikolata (metro, gıda çarşısı, //www.barmar.com.tr/ den buluyorsunuz)
* 100 gr. bitter kuvertür çikolata
* kaplama sosu için 150gr. bitter kuvertür çikolata
* 50 gr. kakao (süslemesi için)



Süt kremasını orta ateşte kaynatıyorum. Ufak parçalara böldüğüm kakao yağını ekliyorum ve yavaşça karıştırıyorum.




Ateşi kısıp, ufak parçalara ayırdığım sütlü ve bitterli kuvertürleri kremaya ekliyorum. Çikolatalar erimeye başlar başlamaz ateşi kapatıyorum ve ağır ağır karıştırıp "çikolata ganaj" elde ediyorum. Burada çikolatalar iyice erimiş olacak. Elde ettiğim bu çikolata ganajını yağlı kağıdın üzerine yayıyorum ve buzdolabında soğutmaya bırakıyorum.



Buzdolabından çıkardığım ganajı önce sıkma torbasından geçirmeyi deniyorum ama oldukça çabuk sertleştiği için (çikolata için çalışma ortamı 16 derece olmalıymış, ama benim şu an ortamım oldukça soğuk) ellerimle eşit parçalara bölüp yuvarlıyorum. Tekrar yağlı kağıdın üzerine bırakıyorum. Benim toplar tam 25 adet oldu, onları kağıdın üzerinde bırakıp üzerini kaplayacağım sosa geçiyorum.

Şimdi sıra "temperleme" işleminde. Burada 150 gr. bitter kuvertür çikolatayı küçük parçalara bölüp bain marie usulü eritiyorum. (45 derece) Erittiğim çikolatayı mermerin üzerine döküp spatula ile soğutmaya başlıyorum. (27 derece)


Soğuttuğum çikolatayı tekrar aynı kaba koyup bain marie de ısıtıyorum, çikolatanın parlaklaşmasını sağladım. Yağlı kağıda bıraktığım topları, parlak çikolatama (maşam olmadığı için parmaklarımı kullanarak) bandırıp soğutma teline alıyorum.




Tabi bu işlemleri ben en basit şekilde yapıyorum ve anlatıyorum, zira dereceler ve işlemler, kullanılan malzemeler çok daha farklı, hassas. Ama dediğim gibi amatörce oynuyoruz bugün.

Toplarımın üzerindeki çikolata donmadan üzerine kakao serpiştiriyorum.



Herkese bol çikolatalı saatler ...






26 Ocak 2015 Pazartesi

pırasalı-patatesli çorba (Creme Vichyssoise)







İmse nin ilk sınavında bi o kadar başarısız olduğum ama yaptıkça öğrendiğim, öğrendikçe yapmak istediğim nefis bir lezzet. Dilerseniz soğuk da içebilirsiniz.

6 kişiye yetecek ölçülerim şöyle;

* 4 yemek kaşığı tereyağı (zeytin yağı da olabilir)
* 8 adet orta boy pırasa
* 2 adet orta boy patates
* 500 ml taze tavuk suyu
* 200 ml krema
* bir tutam küçük hindistan cevizi
* bir tutam tuz
* bir tutam tatlı toz biber (arzunuza kalmış)
* 2-3 adet frenk soğanı


Öncelikle tavuk suyumu bir tencerede sıcak tutuyorum. Patateslerimi küçücük küp şeklinde doğruyorum.
Bu çorbanın usulünde pırasanın beyaz kısımları kullanılıyor ama ben kıyamadım bütün pırasayı doğradım. İnce ince doğramak gerekiyor.

Sos tenceresi ya da biraz derin bir tencerede kızdırdığım yağıma önce pırasaları atıp, piştiklerine emin oluncaya kadar çeviriyorum. Pırasaların başka renk almaması gerekiyor. Ardından patatesleri atıp çeviriyorum. Sıcak tuttuğum tavuk suyunu ekleyip orta ateşte 30-35 dakika , patates ve pırasalar iyice yumuşayana kadar pişiriyorum.


Yumuşamış karışımı blenderdan yavaş yavaş geçiriyorum, taneler eridikten sonra krema, hindistan cevizi, biberi ve tuzunu ekliyorum. Çorbanın yoğunluğu arzunuza kalmış, dilerseniz süt ile daha da açabilirsiniz.




Servis için üzerine ince ince doğradığım frenk soğanlarını serpiyorum. Afiyet olsun.